|
Durmuş Dede şiirinden bir örnek ve... |
|
|
Perşembe, 18 Ocak 2007 |
Bazı insanlar vardır ki, onların dostluğunun soluğu yaşam boyu sizi bırakmaz… Benim için bu insanlardan biri de Durmuş Dede’dir…
Çok uzun yıllardır tanıdığım ve çok uzun yıllar dostluk kurduğum Durmuş Dede, yaklaşık sekiz yıl önce, bu dünyadan göç etti…
Tam bir şiir işçisi olan Dede, aristokrat ve meyhane kedisi gibi davranan sentetik şairlerden değildi. Ha, o denli akım oluşturacak yada dünyayı yerinden oynatacak denli “donanımlı” bir poetikası yoktu!.. Ancak tepeden tırnağa adamdı. Adamın hasıydı…
Aynı zamanda Hüseyin Avni Dede adlı şiir delisinin (de) babası olan Durmuş Dede, en yakın arkadaşlarımdan biri olan Mehmet Dede gibi bir insanın dünyaya gelmesi için vesile olduğundan, ne denli teşekkür etsem, karşılığını ödeyemeyeceğim bir insandı…
Daha sonra, geniş biçimde betimleyeceğim Dede’nin bir şiirini sizlere sunmak istiyorum:
Marakaz
İlk önce İstanbul türküleri girdi kalbime
Sonra İstanbul hasreti İstanbul şehri
İstanbul bereketi
İstanbul sultanlar memleketi
Ne zaman İstanbul geçse kalbimden
İstanbul tüter burnumda İstanbul büyür gözlerimde
Tam kırk yıl önce beni İstanbul’a getiren gemi
Bilmem şimdi hala seferde mi?
Bir gece yarısı İstanbul ışıklarını o gemiden seyrediyordum
O gemi dumanları buğulu buğulu yüreğime siniyordu
İstanbul rıhtımında bir hemşeri görsem
Gurbet acılarım diniyordu
İstanbul’un bütün semtlerinde hemşeri aradım
Kırk yıldır İstanbul’un bir semtine bile doyamadım
Marakaz tam kırk yıl önce beni İstanbul’a getiren ilk gemi
Marakaz bilmem şimdi hala seferde mi?
|