|
Cumartesi, 04 Şubat 2006 |
Rakamlarla aram pek iyi değildir. Yazılarımda yer vermemeye çalışırım rakamlara. Ancak bazen zorunlu oluyor…
Evimle işyerim arasındaki “çiçekli yol” adını verdiğim şirin mekanda bazı ağaçları Park ve Bahçeler Müdürlüğü numaralandırmış. Yüzlerce ağaçtan oluşan bu mekan, sabah-akşam beni müthiş rahatlatıyor ve esin perisiyle buluşturuyor…
Bizim diyebildiğim bu ağaçlar içerisinde biri var ki, ona “benim ağacım” diye sesleniyorum. Belki başkaları da “benim ağacım” diyordur, ancak buna emin değilim…
Üzerinde 2261 numarası bulunan bu ağacın etiketinde: “çocuklarımıza mirastır, koruyunuz” yazıyor. Yılda on bin turisttin geldiğinin iddia edildiği bir kent ve onun merkezinde bulunan bir semtte oturduğumdan, belediye bize “nimet” sunuyor. Nedeni ne olursa olsun, ben bu semti ve bu ağacı çok seviyorum…
Evimden işyerime gelirken sağında Aya Sofya, solunda Sultanahmet camii bulunan bu ağaç, her nedense, bana büyük bir yaşama sevinci veriyor. Özellikle nisan ayının başlamasıyla birlikte, yapraklarını yeni gelin gibi sergileyen 2261, bu dünyada mutlu olmamız gerekliliğinin nedenselliğine de parmak basıyor…
Japon kirazı türü olan 2261, benim gibi rakamlara uzak insanlara bile matematiğin temeli olan bu işaretleri sevdirebiliyor…
Bir gün yolunuz Sultanahmet’e düşerse –zorla da düşürebilirsiniz- Derviş çay bahçesinin hemen yanı başında bulunan 2261’i ziyaret edip, dünya görüşünüz ne olursa olsun, bir niyette bulununuz. Çok kısa zamanda dileğinizin sizinle birlikte varolduğunu ve adeta ikinci deriniz gibi size yapışacağını göreceksiniz…
|