|
Güle güle Ankara Sanat Tiyatrosu |
|
Başkent Ankara’daki sosyal yaşamı Internet ortamına taşıyan bir site var: inankara.org … Zaman zaman yararlandığım bu sitede, özellikle tiyatro ile ilgili yazıları yakından izliyorum… Ankara Sanat Tiyatrosu’nun emekçilerinden Erol Demiröz ile yapılan söyleşi, bildiklerimi yeniden çağrıştırdı. Bindiği kayığın küreğini çekmek zorunda olan Demiröz, doğal ki her sözcüğünde Ankara Sanat Tiyatrosu’nu yere göğe sığdıramıyor…
Günümüzde toplumcu olarak salt kendilerinin ve Genco’nun kaldığını, bir başka tiyatro yada tiyatrolar olmadığını yada kalmadığını vurguluyor. Bir Genco dedikten sonra, keşke bir de Rutkay deseydi. Neyse düşünememiş. Oysa Oniki Eylül ile birlikte, neredeyse tiyatro kolektifi hiç kalmadı ve oluşanların da başına gelenler, kuş gribine uğramış tavukların başına gelmedi…
Bu neden böyle oldu?..Bunun birçok nedeni var. Ancak en büyük nedeni burjuva ve küçükburjuvaların egemenliğinde olan yapılar, ya direnemediler yada direnmek istemediler. Yine aynı yazıda dile getirildiği gibi, zorunlu olduklarında adlarından bile ödün verdiler. Oysa faşizmin en büyük silahlarından biri adları belleklerden silmektir. Ankara Sanat Tiyatrosu olarak yasaklanan kuruluş, Sanat sözcüğünü atıp, Ankara Tiyatrosu olarak yoluna devam etmenin zekasını gösterdiğinde, gün gelir gerçek anlamda kapitalizmin siyasal kararlarının alındığı Ankara Tiyatrosu olarak kalır ve Allahaısmarladık der. Açımlarsak, T.C. Turizm ve Kültür Bakanlığı ve Efes Pilsen alkol firmasının desteğini almadan soluk alamaz duruma gelir. Tıpkı Dostlar Tiyatrosu’nun Genco Erkal Tiyatrosu olarak, aynı kuruluşların kıyağıyla yaşamak zorunda kalması gibi. Şöyle bir soru gelebilir: O koşulları kabul etmeseler, hiçbir zaman sanat yapamazlardı. Böyle yaparak halka yarar sağlamış olmuyorlar mı? Olmuyorlar. Ortada bir yarar var: Kapitalizmin ve kendilerinin paşa yararları. Bakanlık ve alkol firmasından aldıkları çerez parasının yanı sıra, hemen her gösteriden elde ettikleri yaklaşık 10.000 YTL, eski parayla On Milyar Lira sanırım kıyak paradır…
Emekçi Erol ağabeyimiz, şimdiki gençlerin emek denen olgudan uzak olduklarını, tanrılarının bahşettiği başka değerlerle ekranda boy pos göstermek istediklerini dile getiriyor. Eh ağabeyciğim, senin patronun sürekli olarak ekranlarda boy gösterdiğine göre, bu gençlerin de patronuna öykünmeleri çok doğal. Hatta patronunun kızına bile öykünebilirler. Neydi o patronunun reklamına çıktığı sabun firması? Duru muydu? Sabun köpüğü gibi işler yapıp, sabun firmalarından reklam parası, alkol köpüğü işler yapıp, bira firmasından avanta para, kapitalizmin hoşuna giden işler yapıp, sadaka alırsanız, gençler de enayi değil ya…Gidip bedenlerini uyuşuk beyinlere sunarlar. Ellerinde Efes Pilsen, o aptal dizileri izleyen gençlerden ne bekleyebilirsiniz…
Size kısa yoldan önerim: Allahaısmarladık demenize gerek yok, ülkemizin ilerici insanları size çoktan güle güle dedi. Nasıl ki, bir zamanlar Elveda Proleterya diyenlere güle güle dediyse… |